Balık kolajeni, vücutta güçlü, sağlıklı bağ dokusu oluşturmak için gerekli amino asitleri sağlayarak sığır kolajeni ile benzer şekilde çalışır.

Ancak sığır kolajeninden farklı olarak balık kolajeni çok yoğun bir şekilde TİP-1 kolajen içerir ve peptit molekülleri daha küçüktür. Bu sayede sığır kolajenine göre 1,5 kat daha fazla emilim ve biyoyararlanım sağlar.

Balık kolajeni ayrıca cildin, kan damarı duvarlarının ve diğer bağ dokularının önemli bir bileşeni olan amino asit hidroksiplorin açısından da zengindir.

Denizdeki kolajenin, cildin nem seviyelerini artırmaya, UV ışınlarına ve ışığa maruz kalmanın zararlı etkilerine karşı korumaya yardımcı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Güzelliğin kilitleri derin cilt katmanlarında gizlidir. Kolajenin azalmasıyla cilt elastikiyetini kaybeder. Kolajen genç bir cildin doğal anahtarı olarak kabul edilir.

Bilimsel çalışmalar daha genç görünen bir cildin 2500 mg kolajen tüketimini normal değer olarak değerlendirmektedir. Yeterli miktarda kolajen tüketimi olduğunda cilt üzerindeki etkileri en az 4 hafta sonra gözlemlenmeye başlar. Cilt daha pürüzsüz, cazip ve genç bir görünüm kazanır.

Yaşları 35 ile 55 arasındaki 69 kadına yönelik yapılan çalışma ; biyoaktif hidrolize kolajen peptidlerin plasebo tedavisine kıyasla yüzde 15 oranında cilt esnekliğinin artmasına olanak sağladığını ortaya çıkarmıştır. Bu etki sadece 4 haftalık kullanımdan sonra gözlemlenmiş olup 8 haftalık bir süre ile kullanımda yüksek cilt elastikiyeti seviyelerine ulaşılabilir.

Yaşları 45 ile 65 arasındaki 100 kadında yapılan çalışmada biyoaktif hidrolize kolajen peptidlerin ağızdan alınarak dört haftalık kullanımında yüzdeki kırışıklıkların önemli derecede azaldığını ve ciltte kolajen yoğunluğunun arttığını gözlenmiştir.

Dermis denilen alt deri tabakası %80 oranında TİP-1 kolajenden oluşmaktadır. Dermisin temel bileşeni olan kolajen deriye sıkı genç ve canlı görünüm kazandıran temel maddedir. Yaşlandıkça kolajen üretimi azalır ve özellikle 20 yaşından sonra her yıl yaklaşık %1'i kaybedilmeye başlar. Bunun sonucunda da cilt elastikiyetini yitirir, ciltte kuruma, sarkma, kırışıklıklar, güneş lekeleri, incelme ve kırılgan tırnaklar ortaya çıkar.