Arı sütü, genç işçi arıların üst çene ve boğaz bezlerinden salgıladıkları, krem kıvamında, beyazımsı, keskin kokulu ve ekşi-acı bir tadı olan bir arı üründür.

Yapılan araştırmalarda arı sütünün besleyici olmasının yanında çeşitli hastalıkların iyileşmesinde olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Antibiyotik ve antimikrobik etkisi vardır. Verem, astım ,şeker, damar sertliği, ülser, tansiyon rahatsızlıklarında, felçlerde olumlu etkileri görülmektedir.

Bebeklerin, çocukların, gençlerin beden ve zekalarının sağlıklı olarak gelişmesini sağlar. Yetişkinlerde fizyolojik ve seks fonksiyonlarını güçlendirir. Kadınların regl dönemlerini düzenleyip ağrıların azalmasını sağlar. Gebeliklerde bebeklerin tam sağlıklı gelişmelerini ve doğumlarını kolaylaştırır. Sporcular için enerji verici, yara ve sakatlıkların hızlı onarılmasını sağlar. Beden ve zihin çalışmaları yönünden fazla dikkat ve sorumluluk gerektiren meslek gruplarına mensup kişiler için ideal bir besindir. Hücre yenileyici özelliğiyle dokulardaki yaşlanmaları geciktirir.

Arı sütü ana arının besini olup, besin değeri oldukça yüksektir. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasını sağlar. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının 2 katı kadar yumurta üretebilmekte (1500-3000 arası) , ve 6 yıl kadar yaşayabilmektedir. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanır, dişi olmalarına rağmen yumurta bırakamaz ve sadece 2 ay yaşayabilirler. Bu fark arı sütü ile beslenmekten kaynaklanmaktadır.